Skip to main content

Bir Belge: Fransız Konsolos'un Raporu

Hürriyetin kolay zaferini gören, ondan yalnızca çıkar elde etmeyi düşünen ve hürriyet için sınırsız sevinçlerini ortaya döken Selanikliler, bugün onun normal olarak birlikte getirdiği birçok olumsuzluğu saptıyorlar. Bu saptama hoşnutsuzluk içinde yapılıyor ve ilk günlerin aşırı güveninin yerini şimdi, aynı biçimde abartılmış olmasına inanmak istediğimiz kötümserlik alıyor.

Düşüncelerdeki bu dönüş, özellikle her tarafta patlayan grevlerin doğurduğu rahatsızlığa dayanıyor. Hürriyet rejiminin meşru olarak istekler rejimi olduğu ve ondan doğan eşitlikçi eğilimlerin mutlaka özveriler ve karışıklıklar doğuracağının öngörülmüş olması gerekirdi. Ancak bu öngörülemedi. Bu bölgedeki toplumsal kurtuluş hareketinin anormal bir hızla birdenbire başlaması, bu konuda desteği, önlem alması beklenen iktidarın bugünlerde yetki ve uyuşumdan yoksun olması, tam bir başıbozukluk içinde bulunması da eklenince, baskı altına alınmasını, önlenmesini özellikle zorlaştırıyor.

Grevcilerle yönetimler arasındaki uyuşmayı kolaylaştırmak ve anlaşmazlıkları gidermek için İTC’nin çok güçlü olduğu söylenen eylemine fazla güvenildi, ilk anlardan başlayarak, içinde ekonomik düzeni sağlamak için. küçük hareketlerinin yeterli alacağına kesinlikle inanan birkaç kişi bulunan Komite' (işçi - işveren uyuşmazlıklarında) aracılığını zorla benimsetti. Ve bütün istekçilerin (şikayetçilerin) sözcülüğünü üstlendi. Selanik'te bugün grevin hakim olduğu dikkate alınırsa Komitenin olumlu sonuçlar elde ettiği ne yazık ki söylenemez. Demiryolları hizmeti kesik, tramvay ulaşımı askıda, fabrikaların büyük çoğunluğu çalışmıyor ve tehdit eden birçoğunu saymadan bugünden yarına ekmekçilerin bir grevi bekleniyor. Ticaretin en önemli uğraş olduğu bir kent,için anlık bile olsa bu tür bir durum tam bir felaketle eş anlamlıdır. Her durumda, bu olaylar, bu günkü yetkinin güçsüzlüğü, konusunda bilgi veriyor ve kamu makamlarında egemen olan karışıklığın boyutunu gösteriyor.

Grevcilerin oldukça gürültülü, patırtılı gösterileri, polisin araya girme girişiminde bile bulunmadan, kent merkezinde düzenlendiler. Evvelki gün (5 Eylül 1908) J.S.C. Şirketi Müdürü, yurttaşlarımızdan biri, personeli içindeki kıpırdanmalardan şüphelenerek, durumdan heyecanlandı ve Komiteye gereğinde etkin önlemler alma olanağında olup olamayacağını sordu. Ona, (Baskı sorunu, hükümeti ilgilendiriyor, fakat korkmayınız, iktidar hiç bir zaman bugünkü kadar, kamu gücünün hâkimi olmadı) cevabı verildi. Abartmalı bu bildirime yeterince inanmayan yurttaşımız, bunun üzerine Valiyi buldu, fakat Danış Bey ona hiç bir biçimde aynı güvenceleri vermedi ve karışıklıkları karşılayabilecek durumda olacağı konusunda hiç bir sorumluluk alamayacağını anlattı. îşte böylece, bir yandan Komite öte yandan Vilayet, ilk fırsatta karşılıklı olarak sorumluluğunu birbirlerinin üzerine atacakları iktidarı paylaşıyorlar.

Gerek Vilayet gerekse Komite, bu ülkede beklenebilecek en olumsuzlardan olmayan olaylar sonucu tam anlamıyla aşılmış durumda bulunuyorlar. Sadece ekonomik düzensizlik karşısında bulunduğumuzu bilseydik, bugünkü olayların oluşturduğu örgütsüzlük işaretlerinden daha az şaşırırdık, fakat ne yazık ki, siyasal düzen de eski rejimden daha iyi güvenceye alınmışa benzemiyor. Geniş ve yaygın olmayan bir grev hareketi üzerinde eylem yeteneğinden yoksun hükümetin eli kulağında ve her an doğabilecek siyasal mücadelelerin yeniden başlaması ile ne yapacağı, olanaklarının güçsüzlüğü de gözönünde bulundurularak merak edilmektedir...

Sonuç olarak, yönetsel örgütsüzlük, toplumsal çalkantı, siyasal tedirginlik nedeniyle durum, görüldüğü gibi bazı hayalcilerin Anayasa'nın ilk gününde gerçekleşmesini görmek istedikleri ideale yanıt vermekten uzaktır. Gerçek dışı bu değişimi hayal etmek yerine, bugün yaşadığımız ve normal olarak bir rejimin yıkılışı ile bir diğerinin kuruluşu sırasında doğması kaçınılmaz bunalım döneminin öngörülmüş olması daha yararlı sonuçlar, getirecekti. Hâlâ umutlu bir bekleyiş içinde bulunan hükümetin, durum daha kötüleşmeden kendini kabul ettirmeyi başarmasını ve bir kez yerleştikten sonra ya beceriklilik ya da zorla sağlam bir biçimde düzenin egemenliğini güvence altına almak için bünyesini sağlamlaştırmasını temenni etmek gerekiyor.”

Fransa Selanik Konsolosu L. Seon’un 7 Eylül 1908 Tarihli Raporu

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes