1978'den 2008'e 1 Mayıslar
1 Mayıs 1977 Kitle Katliamı 12 Eylül’e giden yolun en önemli kilometre taşıydı. 77 katliamı 1978 1 Mayıs kutlamasını engelleyemedi. İşçiler bir önceki yıl olduğu gibi bir kez daha aynı kalabalık ve güçle DİSK’in düzenlediği mitingde Taksim Meydanı’nda buluştular. Cumhuriyet Gazetesi’nin haberine göre 1 Mayıs 1978’e yüzbini aşkın kişi katıldı. Jandarma ve komando birlikleri ve polis şehirde olağanüstü önlem aldı.
1979 1 Mayıs’ı çeşitli engellemelerle karşılaştı. İstanbul’da kutlamalara izin verilmedi. 1 Mayıs'ta İstanbul'da sokağa çıkan TİP Genel Başkanı Behice Boran ve 1000'e yakın kişi gözaltına alındı. Behice Boran ve 330 Türkiye İşçi Partili 6 Mayıs'ta tutuklandı. TİP'liler Merter'deki DİSK binasından, kendilerini 'proletarya sosyalistleri' olarak adlandıran bir grup ise Üsküdar Çiçekçi'de gizlendikleri yerlerden çıkarak 1 Mayıs kutlaması yaptı. DİSK'e bağlı bir grup sendika ise İzmir'de izinli 1 Mayıs kutlaması yaptı.
1980’de 12 Eylül darbesinden önce son "yasal" 1 Mayıs kutlamaları yapıldı. Sıkıyönetim altındaki İstanbul, Ankara ve İzmir'de gösteriler yasaklandı. İzmir'de 300 sosyalist sokağa çıkmaya gönüllü oldu ve gözaltına alındı. DİSK, Mersin'de izinli 1 Mayıs kutlaması yaptı.
12 Eylül: Gülme Sırası Patronlarda
12 Eylül darbesi ile birlikte 1 Mayıs tamamen engellendi. Darbecilerin ilk icraatlarından biri 1 Mayıs’ı genel tatil günü olmaktan çıkarmak oldu.
12 Eylül sonrasının ilk yasal 1 Mayıs gösterisi girişimi 1988 yılında gerçekleştirildi. Türk-İş üyesi Kristal- İş, Petrol-İş, Tümtis, Deri-İş sendikaları ile bağımsız Banks ve Otomobil-İş sendikaları kurdukları tertip komitesi ile İstanbul Valiliği'ne başvurarak 1 Mayıs’ı yasal olarak kutlamak istediler. Ancak Valilik 1 Mayıs’ın yasal olarak kutlanmasına izin vermedi. Buna rağmen 1 Mayıs günü Taksim’e çıkmak isteyen sendikacılar polisin saldırısıyla karşılaştı. 81 işçi, temsilci ve sendikacı gözaltına alındı ve bunlardan bir kısmı tutuklandı.
1989 Yılında bir kez daha yasal olarak kutlama girişiminde bulunuldu. Türk-İş üyesi Kristal-İş, Petrol-İş, Tümtis, Deri-İş, Basın-İş ile bağımsız Otomobil-İş, Banks ve Laspetkim-İş sendikalarının 1 Mayıs’ı kutlama isteği, kutlamanın önünde herhangi bir engel bulunmamasına rağmen yasaklandı, Mecidiyeköy ve Çağlayan’da gösteri yapmak isteyen işçiler ve sendikacılar gözaltına alındı ve uzun süre gözaltında tutuldu. 1 Mayıs günü Taksim meydanına yürümek isteyen bir grup polisin sert tutumuyla karşılaştı, polisin hedef gözeterek açtığı ateş sonucu Mehmet Akif Dalcı adında 17 yaşında genç bir işçi hayatını kaybetti.
1989 1 Mayıs’ında İstanbul’da onbinlerce emekçi, iş bırakma, alana çıkma gibi çeşitli biçimlerde 1 Mayıs’ı kutladı. İzmir, Ankara, Adana, Kayseri, Gaziantep, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Balıkesir, Manisa ve Elazığ’da tutuklamalara rağmen gösteriler yapıldı.
1990’da 1 Mayıs’ın üzerindeki yasağa rağmen, 1 Mayıs’ı korku ve şiddet günü gibi göstermek isteyenlere inat fabrikalarda, işyerlerinde yüz binlerce işçinin katılımıyla kutlandı. Fabrikalarda, 1 Mayıs bildirileri okundu, türküler söylenip, halaylar çekilerek 1 Mayıs kutlandı.
Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlamak isteyen grubun üzerine açılan ateş sonrasında Gülay Beceren adlı bir genç kız felç oldu. 2000'den fazla kişi gözaltına alındı. Diğer illerde de 336 kişi gözaltına alındı. 1990 1 Mayıs kutlamalarına ilişkin en ilginç gelişme Hak-İş’in tarihinde ilk kez 1 Mayıs’ı kutlaması oldu.
1991 yılında 1 Mayıs yine fabrikalarda kutlandı. 1989 yılından başlayarak 1 Mayıs’a ilişkin tutumunu değiştiren Türk-İş de hem Genel Merkez’inde hem de çeşitli il temsilciliklerinde düzenlediği kapalı salon toplantıları ile 1 Mayıs’ı kutladı. İzmir’de 20 bin kişilik bir gösteri yapıldı.
1992 1 Mayısı’nda Türk-İş, Hak-İş ve DİSK Ankara’da salon toplantısı ortak bir kutlama gerçekleştirdi. Üç konfederasyonun ortak açıklaması işyerlerinde okundu. 12 Eylül’den sonra İstanbul’daki ilk izinli 1 Mayıs mitingi Sosyalist Parti’nin başvurusu üzerine İstanbul Gaziosmanpaşa Meydanı’nda sosyalist grupların ve emek örgütlerinin katılımıyla kutlandı.
1993 yılında, başta İstanbul’daki şubeler olmak üzere tabanın baskılarına dayanamayan Türk-İş, 1 Mayıs’ı ilk kez alanda kutlamak zorunda kaldı ve Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı’na çıktı. DİSK ise Pendik’te miting gerçekleştirdi.
Bu arada sermaye de, 1992’de grevlerin yasaklanması ve yaşanan kriz ortamını fırsat bilerek, verilen hakların geri alınması ve kalan hak kırıntılarının ortadan kaldırılması için harekete geçmişti. Bu harekatın adı, 1994 yılında Başbakan Tansu Çiller’in açıkladığı 5 Nisan kararları oldu. 5 Nisan, hem ekonomiyi daraltmayı ve kitleleri yoksullaştırmayı, hem de enflasyonu yüzde 150’ye çıkarmayı başardı. Sadece bir yıl içinde işten atılan işçi sayısı 600 binle ifade ediliyordu.
1993 yılında 1 Mayıs’ın alanda kutlanabilmesinde büyük rolü olan İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu, 1994 yılında da ortak kutlanması gerektiğini ve ayrışmaya tahammül olmadığını bildirdi. Birçok fabrikada ve işyerinde komitelerle çalışmalara hız verildi. 1 Mayıs, 5 Nisan kararlarına karşı çıkışın bir platformuna dönüşmüştü.
5 Nisan kararlarının hemen ardından kamu işçilerinin toplu iş sözleşmesinde yer alan 4. ve 5. dilim ücret zamlarının ödenmeyeceğinin açıklanması 1 Mayıs gösterilerinin daha da etkili olması için işçileri kamçıladı.
Türk-İş, DİSK, Hak-İş ve daha sonra KESK adını alacak olan Kamu Çalışanları Sendikaları Platformu’nun içinde yer aldığı Demokrasi Platformu, İstanbul’da Abide-i Hürriyet Meydanı’nda 1 Mayıs’ı ortak kutlama kararı aldı. İstanbul’daki mitinge yüz bine yakın kişi katıldı.
Ankara’da yapılan kutlamalara 10 bini aşkın kişi katıldı. Polis burada da bazı gruplara saldırarak birçok kişiyi yaraladı ve gözaltına aldı. Atılan dayaktan SHP milletvekili Salman Kaya da nasibini aldı. İzmir’de yapılan kutlamalar da kitleselliği ile dikkat çekti.
Aynı yıl İzmit, Kayseri, Bursa, Adana, Niğde, Sivas, Çorum, Zonguldak, Samsun ve Antalya’da da emekçiler alana çıktı. 1994 1 Mayıs’ı, daha sonraki 1 Mayıs’larda yeni ve genç işçilerin de mitinglere katılmasının yolunu açtı.
1994 yılında yapılan ortak mitingin ve tabandaki baskıların etkisiyle 1995 yılında 1 Mayıs daha yaygın kutlandı.
1996: Yine Yüzbinler, Yine Provokasyon
1996’ya gelindiğinde ise Türk-İş, DİSK, Hak-İş ve KESK tarafından 15’i il merkezlerinde olmak üzere 20 yerde yapılan gösterilere yüzbinlerce emekçi katıldı. Diyarbakır, Tunceli, Malatya, Adıyaman ve Karadeniz Ereğlisi’nde yapılacak mitingler ise yasaklandı.
İstanbul’da Kadıköy Meydanı’nda yapılan gösteri 1977’den sonraki en kitlesel 1 Mayıs oldu. 100 bini aşkın emekçi alana çıkarak başta IMF ve Dünya Bankası’nın dayatmaları olmak üzere, özelleştirme, işten atma, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma politikalarına karşı öfkesini dile getirdi. Kamu emekçileri grevli toplusözleşmeli sendika hakkını, gençler ise parasız bilimsel eğitim ve demokrasi ve özgürlük taleplerini haykırdı.
1 Mayıs mitinginin toplanma yeri Söğütlüçeşme’ydi ve sabah erken saatlerde onbinlerce işçi ve emekçi burada toplanmıştı. Büyük bir coşku içinde Kadıköy’e doğru başlayan yürüyüş hem görkemiyle hem de canlılığıyla dikkat çekiyordu.
Kortej, Söğütlüçeşme girişine geldiğinde polis, bir grubun üzerine ateş açtı. Saat henüz 09.50’yi gösteriyordu ki Hasan Albayrak ve Dursun Adabaş polis kurşunuyla yaşamını yitirdi. Ancak miting yine de başladı ve kortejler Altıyol’dan iskeleye doğru ilerlemeye başladı.
Çıkan olaylardan dolayı konfederasyonlar miting konuşmalarını bir saat erken başlattı. Sabahki saldırıda arkadaşlarını kaybeden gruplarla kürsü gerginliği yaşandı. Mitingin ardından polis, dağılmak üzere olan gruplara yeniden müdahale etti. Binaların üzerindeki özel kuvvet polisleri kitlenin üzerine ateş açtı. Çıkan arbedede ve çatışmalar sırasında Kadıköy’deki dükkanların ve bankaların camları kırıldı. Panzerlerle yapılan saldırıda Levent Yalçın adlı kişi polis kurşunuyla hayatını kaybetti.
Medya, hükümet ve sermaye örgütleri 1997’de alanlara çıkılmaması için her yolu denedi. Türk-İş de aynı sebepleri gerekçe göstererek 1 Mayıs’ı salonlarda kutlamak istedi. İstanbul’daki sendika şubeleri, bu tutumu kesin bir dille reddetti. Baskılar sonucu yeniden tüm konfederasyonlar 1 Mayıs’ı ortak kutlama kararı aldı. İstanbul’da Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı’nda yapılan mitinge onbinlerce emekçi katıldı. Türkiye genelinde ise yüzbinlerce işçi ve emekçi alanlara çıkarak 1 Mayıs’ı kutladı.
1998’de kutlamaların adresi yine Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı’ydı . İşçi kitleleri ve sol partiler 1 Mayıs alanını yine yığınsal olarak doldurmuştu. Büyük medya her zaman olduğu gibi alanı dolduran onbinleri değil, mitingden sonra sokak aralarında gerçekleşen olayları öne çıkarmayı tercih etmişti.
Yüzyılın son 1 Mayıs’ı, olaysız geçerken, sendikaların ortak kutlama geleneği bozuldu. Türk-İş gerginlik endişesiyle bildiri yayımlamakla yetindi; DİSK ve KESK ise alanlara çıktı. Gerginlik yaşanabileceği gerekçesiyle alana çıkmayan Türk-İş, son anda kapalı salonda kutlama yapmaktan da vazgeçti ve hafta içinde yayımladığı bir bildiriyle 1 Mayıs'ı kutlamayı tercih etti.
DİSK ve KESK bayramı İstanbul ve Ankara'da alanlara çıkarak kutlarken; Hak-İş, Türkiye Kamu-Sen, Memur-Sen ve İşçi Emeklileri Cemiyeti 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı salonda kutladı. Çanakkale, Malatya, Adana, Mersin, Gaziantep, Trabzon, Antalya, Eskişehir, Kayseri, Bursa ve İzmit'te düzenlenen kutlamalar ise sakin geçti.
Yeni yüzyılın ilk 1 Mayıs’ı coşkulu kutlamalarla geçerken, meydanlardaki polis sayısı, gösterici sayısını aştı. İstanbul’da 25 bin kişinin katıldığı mitingde 27 bin polis görev yaptı; Ankara'da ise iki kişiye bir polis düştü.
2001 1 Mayıs’ı İstanbul’da Abide-i Hürriyet meydanında kutlandı. 50 bine yakın kişinin katıldığı olaysız geçen kutlamalarda tecride karşı ortak mücadele vurgusu yapıldı. Ankara’nın yanı sıra, İzmir, Mersin, Adana, Antep, Dersim ve Sivas’taki kutlamalar dikkat çekti.
Çağlayan Meydanı’nda düzenlenen 2002 1 Mayıs gösterileri 80 bin kişilik kitlesiyle son birkaç yılın en coşkulu kutlaması oldu.
Irak’ta işgalin başladığı tarihe denk gelen ve Bingöl depreminin gölgesinde geçen 2003 kutlamaları son yılların en cılız gösterilerinden biri oldu.
2004 1 Mayıs’ı DİSK ve Türk-İş, yer konusunda anlaşamayınca İstanbul'da Şişli Abide-i Hürriyet ve Saraçhane Parkı'nda ayrı ayrı yapıldı. Saraçhane’de 30 bin kişi toplanırken, Şişli’de 15 bine yakın işçi emek bayramını kutladı.
2005 1 Mayıs’ının adresi Kadıköy Meydanı’ydı. Kutlamalara yaklaşık 80 bin kişi katıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre, 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı kutlamak için ülke genelinde 48 il ve dokuz ilçede yasal müracaatta bulunuldu ve bu etkinliklere yaklaşık 193 bin kişi katıldı.
2006 kutlamalarının adresi yine Kadıköy Meydanı’ydı. 30 bini aşkın emekçinin katıldığı miting renkli görüntüleriyle dikkat çekerken TKP Kartal Meydanı’nda yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı başka bir miting düzenledi.
Ve 1 Mayıs 2007: Katliam’ın 30. Yılında Hep Beraber Taksim’de!
1 Mayıs 1977 Kitle Katliamı’nın 30. Yıldönümüne denk gelen 2007 1 Mayıs’ı son yılların en çok tartışılan gösterisi oldu.
Sendikaların başını çektiği ve onlarca siyasi parti ve örgütün destek verdiği 30 Yıl etkinlikleri çağrı metninde “30 yıl önce, 1 Mayıs 1977’de bu meydanda, üzerlerinde oynanan oyundan habersiz, bir hukuk devletinde yaşadıklarına duydukları inanç ve güvenle kaygı duymadan, bir bayram sevinci yaşarken yaşamlarını yitiren 36 yurttaşımıza, yakınlarına ve işçi sınıfına, demokrasi adına toplum olarak ve vicdanen borçluyuz.
Bu yıl, bu borcumuzu ödemek, yarım kalmış bir sevinci tamamlamak, kaybettiklerimizin yaşıyor olsalardı duyacakları coşkuyu sürdürmek, 1 Mayıs geleneğini yasaklardan arındırmak için emekçilerin önlerine konan engelleri, yasakları aşarak, Taksim Alanı’nda olacağız” deniyor ve “1 Mayıs’ın İŞÇİ SINIFININ BAYRAMI olarak TBMM’de ilan edilmesi” ve “1977 suçlularının ortaya çıkarılması ve yargılanması için TBMM Araştırma Komisyonu’nun kurulması” talep ediliyordu.
Ancak emeğin evrensel bayramı 1 Mayıs‘ı kutlamak ve 1 Mayıs 1977 Katliamı‘nın katillerinin bulunması, sorumlularının yargılanması talebiyle Taksim’de buluşmak isteyen yurttaşlar, kolluk güçlerinin ölçüsüz şiddetiyle karşılaştı. Sabahın erken saatlerinden itibaren Dolmabahçe‘de toplanmaya çalışan yurttaşlar biber gazlarıyla dağıtıldı. Valiliğin “1 Mayıs önlemleri” İstanbul‘u felç etti. 900’e yakın yurttaş gözaltına alındı. Eminönü‘nden Beşiktaş‘a, Mecidiyeköy‘den Yenikapı‘ya şehrin en merkezi bölgesi polis ablukası altındaydı.
Bütün engellemelere rağmen Taksim’e çıkıldı. Taksim’de buluşan emekçiler, İstanbul Valisi Muammer Güler‘i istifaya çağırdı. “Emekçiye değil, çetelere barikat”, “Yaşasın 1 Mayıs”, “Biji Yek Gulan” sloganları atıldı.
1 Mayıs’a yönelik tahammülsüzlük 2008 yılında da devam etti. Taksim’de buluşmak isteyen yurttaşlar yine ölçüsüz bir şiddetle karşılaştılar. Şişli Etfal Hastanesi'nde atılan gaz bombasından doktor, hemşire ve hastalar da nasibini aldı, Cumhuriyet Gazetesi muhabirinin kolu copla kırıldı, 530 kişi gözaltına alındı. İstanbul Valiliği’nin ve kolluk güçlerinin orantısız şiddeti hemen her kesimden tepki topladı. İstanbul Valisi’ni istifaya davet eden imza kampanyalarına binlerce yurttaş imza verdi.
- Yazıcı-dostu sürüm
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun



