Ortak Açıklama: Hedef Demokratik Anayasa
Ülkemizin geleceği için eşit, özgür, demokratik bir anayasasın yapılması artık kaçınılamaz. Bizler için iş aş ve barış mücadelesi her geçen gün daha da önem arz etmektedir. Örgütlerimiz daha kapsayıcı birlikler için çaba sarf derken aynı zamanda da ileriye yönelik bir mücadele programını en kısa zamanda örgütleyecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın bu duygularla hepimize kolay gelsin..
Bizler uzun zamandan beri ülkenin içinden geçmekte olduğu ekonomik ve siyasal sorunları, emek ve demokrasiden yana güçlerle birlikte değerlendiren, neden ve niçinlerini sorgulayan, taleplerimizi ısrarla savunan, çözüm önerileri sunan örgütler olarak, toplumsal sorumluluğumuz gereği kararlı ve inatçı bir mücadele azmiyle bugüne kadar açığa çıkan toplumsal tepkilerin vicdanı olduk.
Emek ve meslek örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin, yani demokrasi güçlerinin varlık nedeni, geniş kitlelerin meşru ve haklı taleplerini doğru bir mücadele ekseninde pratik olarak da yükseltmektir.
Demokratik hak ve özgürlükler mücadelesinde toplumsal dinamiklerin yerini; emek ve meslek örgütlerinin bu çerçevede mücadele birliğini hep önemsedik, bundan sonra da önemsemeye devam edeceğiz.
1- Krizin halka yansıyan en çıplak yüzü, 1 milyona yakın emekçinin işten atılması olmuştur. Büyümenin durması, istihdam politikalarının yanlışlığı, siyasi iktidar tarafından açıklanan paketlerin emekçileri ve yoksul halkı daha da yoksullaştırmasına rağmen, neoliberal politikaların uygulanmasında ısrar edilmektedir. IMF ile ön anlaşmaların tamamlanması ve önümüzdeki günlerde imzalanacak anlaşmayla birlikte emekçilere ve halkımıza çok ağır faturaların ödetileceği kesindir.
Bizler, DİSK, KESK, TTB, TMMOB ve diğer demokrasi güçleriyle birlikte ekonomik kriz henüz Türkiye’nin gündemine oturmadan uyarılarda bulunmuş; 29 Kasım’da Ankara’da 100 bin emekçiyle gerçekleştirdiğimiz büyük gösteriyle ilk anlamlı tepkimizi ortaya koymuştuk.
15 Şubat’ta İstanbul’da DİSK, KESK ve TÜRK-İŞ öncülüğünde, meslek örgütlerinin ve demokrasi güçlerinin katılımlarıyla düzenlediğimiz mitingle ikinci kez daha geniş birlikteliklerle taleplerimizi yeniledik. Ülkenin dört bir tarafında yüz binlerce emekçiyle gerçekleştirdiğimiz gösterilerle mücadeleyi büyütmek istedik.
Maalesef bu haklı toplumsal tepkileri anlamak istemeyen siyasi iktidar, önerilerimizi ve taleplerimizi dikkate almadı.
2- Yerel seçimlerde ortaya çıkan sonuçlar da göstermiştir ki, iktidar partisine olan hoşnutsuzluk %8’lik bir oy kaybıyla sandığa yansıtmıştır. Sokaktaki tepkilerin sandığa yansıması ve buradan dersler çıkarması gereken iktidar, maalesef hem iktisadi açıdan, hem de siyasal açıdan ülkenin içine sürüklenmekte olduğu kargaşa ortamına çözüm üretmekten uzak durmaktadır.
3- 12 Eylül’de tamamen gasp edilen 1 Mayıs ve tatil hakkımız emekçilerin ve emek dostlarının onlarca yıllık mücadeleleri sonucunda “Emek ve Dayanışma Günü” olarak yeniden iade edilmesi bizleri mutlu etmiştir. Emekçilerin ve halkımızın taleplerini her fırsatta dile getiren ve bu doğrultuda mücadele eden bizler, 2009 1 Mayıs’ında da emekten, kardeşlikten, barıştan, özgürlükten, eşitlikten yana, adaletli bir demokratik düzene duyulan ihtiyacın altını çizerek hazırlandık. Ve bu konuda emek örgütlerinin birliğini savunduk. Emeğin evrensel değerlerini üretenlerin 1 Mayıs gibi önemli bir günde, yönetenlere karşı ortak bir duruşla meydanlarda olmasının önemini dile getirdik. Ancak ne yazık ki, siyasi iktidarın antidemokratik tutumuna karşı birlikte kararlı duruş gerçekleşmedi. Tarihsel birikimlerimizle oluşan sendikal mücadele anlayışlarımızın, diğer konfederasyonlarla örtüşmediği bir kez daha 2009 1 Mayıs’ında ortaya çıkmış oldu.
Tartışmanın “Taksim Alanı”nda yapılacak kutlamalara kilitlenmesi, sürdürdüğümüz mücadelenin muhtevasının anlaşılmamasından kaynaklanmaktadır. 32 yıldır sürdürülen bu mücadelenin bütünlüğü içerisinde Taksim Alanı önemlidir ve bir demokrasi sorunudur. Aksi takdirde 1 Mayıs’ın herhangi bir alanda kutlanmasını her halde herkes anlayabilecek durumdadır.
12 Eylül askeri darbesine uzanan ortamın yaratılmasında “1 Mayıs 1977 katliamı” önemli bir kilometre taşıdır. Ve nedense bugüne kadar, mağdurlara açılan davanın dışında hiçbir dava açılmamış, neredeyse üzeri örtülmeye, basit bir olaymış gibi geçiştirilmeye çalışılmıştır.
Emekçilerin, yıllarca kutlamaktan uzak kaldıkları bayramları kan gölüne çevrilmiş, kürsüleri ise ellerinden alınmıştır. Ve bu ülkede emekçilerin yılda bir kez olsun kullanmak istedikleri bu kürsü on yıllardır yerine konmamıştır.
Türkiye, yaşadığı siyasi travmaların en önemlilerinden biri olan 77 1 Mayıs katliamıyla yüzleşmediği sürece, ülkemizde demokrasi ve özgürlükler sorunu hiçbir zaman tam olarak çözülemeyecektir. İşte bu nedenle 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması bir demokrasi sorunudur.
Dolayısıyla bu basit bir yer tartışması değildir. Siyasi iktidarlar sorunun farkındadır. Aslında yasaklanan Taksim değil demokrasi mücadelesidir. Demokrasi mücadelesinin teslim alınmasıdır.
İşte bu nedenle emek örgütlerinin birlikte tutum alması çok önemliydi. Bunu gerçekleştirememek, üzerinden atlamak doğru değildir. Bir iç muhasebe yapmayı, ayrıca da ciddi bir özeleştiriyi gerektirmektedir. Örgütlerin kendi kurullarındaki aldıkları kararlara elbette saygılıyız. Bunu istismar etmeyecek olgunluktayız. Bizim derdimiz demokrasi mücadelesinin büyütülmesidir. Esas olarak bunun üzerinde duruyoruz.
4- 2009 1 Mayıs’ı bütün olumsuzluklara ve engellemelere rağmen, Taksim’de kutlanmıştır. Burada emeği geçen, katkı veren, bizlerle dayanışma içerisinde olan uluslararası sendikal harekete ve bizzat katılan temsilcilerine, siyasi partilerimizin temsilcilerine, milletvekillerine, aydınlara, sanatçılara teşekkür ediyoruz.
32 yıl sonra 1 Mayıs alanında kürsü kurulması, demokrasi güçlerinin kararlılıkla direngen tutum göstermesi mücadelemizi güzelleştirmiştir. Emniyet güçlerinin saldırgan tutumu bu 1 Mayıs’ta da gerginliği ve çatışmaları büyütmüştür. Alana giremeyen, girmek için direnen kitlelerin kararlığı alanın açılmasında önemli rol oylamıştır. Herkes bunun bilincinde olmalıdır.
Taksim'de 1 Mayıs'ı kutlamanın heyecanını taşıyan bizler, konuyu bir zafer kazanılmış gibi ifadelendirmek istemiyoruz. durum “bir alanın fethedilmesi” değildir. Kararlı mücadelenin kazanmayı güçlendireceğinin önemli olduğu vurgusudur.
5- Kamu oyununun doğru bilgilenmesi açısından aşağıdaki bilgiler şöyledir.
- 1 Mayıs faaliyetleri ve kararlar 1 Mayıs Komitesi tarafında yürütülmüştür.
- Kişiler ve kurumlar üzerinden yürütülmemiştir.
- Valilikle yapılan görüşmelerde herhangi bir sayısal anlaşma yoktur. ‘Dolmabahçe’de toplanma’ ve “Temsili katılım” önerilmiş kabul edilmemiştir.
- Katılımın mücadeleyle çoğaltılabileceğinin bilincinde olunmuştur.
6- Krizin derinleşmesinin emekçilere yeni yükler getireceği kesindir. Bu nedenle siyasi iktidarın daha baskıcı, daha faşizan uygulamalara yönelmesi daha da artacaktır. Bu durum bizlere daha fazla sorumluluk yüklemektedir.
Sorumluluğumuzun güvencesi mücadeledir. Bizler 1 Mayıs 2009’da ülkenin dört bir yanında alanları doldurup emekçilerin taleplerini ve demokratikleşmeye olan ihtiyacın altını bir kez daha çizmeye ve bu konuda mücadeleyi büyütmeye kararlıyız.
Bizler açısından demokrasi dışı duruşlar ve tutumlar meşru değildir. Ne adına yapılırsa yapılsın, darbe ve darbeciyi övmek veya ona kitlesel destek oluşturmak demokrasiyle bağdaşmaz, bağdaştırılamaz. Darbeyi yapanların yargılandığı, yapmak isteyenlerin hesap verdiği gerçek demokratik bir ülkede yaşamayı özlüyoruz.
Siyasi iktidarın parlamentodaki çoğunluğunu bir tek parti diktatörlüğüne dönüştürme hevesi ise bizleri kaygılandırmaktadır. Ülkenin gerçek ihtiyacı olan barış ortamını bozan şiddet, kan ve gözyaşını çoğaltan politikalardan vazgeçilerek demokratik ortamın çoğaltılması gerekliğine inanıyoruz. Kürt sorunun çözümünün gerginlikleri arttırmakla, silah ve şiddetle çözülemeyeceği artık belli olmuştur. Bu hassas konuda kardeşlik duygularını ortadan kaldıracak davranışlardan her kesim kaçınmalıdır. Parlamento sorunun çözümü için en meşru organdır. DTP’nin dışlanması ve baskı altına alınması çözüm değildir.
Sonuç:
Ülkemizin geleceği için eşit, özgür, demokratik bir anayasasın yapılması artık kaçınılamaz. Bizler için iş aş ve barış mücadelesi her geçen gün daha da önem arz etmektedir. Örgütlerimiz daha kapsayıcı birlikler için çaba sarf derken aynı zamanda da ileriye yönelik bir mücadele programını en kısa zamanda örgütleyecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın bu duygularla hepimize kolay gelsin..
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun



