"1 Mayıs 1996 Devlet Provokasyonuydu"
1 Mayıs'ı provoke edip faturayı emekçilere çıkarmak artık bir devlet geleneği haline geldi. 1 Mayıs 1977 katliamında devlet parmağı herkes tarafından kabul ediliyor. Şimdi gelin yine 'derin' bir provokasyonla kirletilen 1 Mayıs 1996'ya göz atalım. Egemen sınıf medyası ve siyasetçileri faturayı sola ve emekçilere kesmekte tereddüt etmemiş, camları kıran, laleleri ezen solcu replikleri hep bir ağızdan tekrarlanmıştı. Gazeteci Can Dündar 3 emekçinin hayatını kaybettiği bu 1 Mayıs'tan sonra iki itirafçıyla görüşmüş ve Murat Demir ve Murat İpek adlı bu itirafçıların 'itirafları' resmin karanlıkta tutulmaya çalışılan yüzünü ortaya sermişti. İşte "1 Mayıs 1996'yı biz provoke ettik" diyen itirafçıların Dündar'a anlattıkları.
Murat Demir anlatıyor:
"Bölgeden alınıp, metropole çekilince, Diyarbakır'dan tanıdığımız bir üst düzey istihbaratçı bizi çağırdı, 'Grup amirimiz size bir görev verecek' dedi. Grup amiri ile görüştük. Görevin 1 Mayıs'la ilgili olduğunu anlattı. Benim görevim örgütlerin içine sızıp onları yasadışı eylemler için provoke etmek ve halkı galeyana getirmekti. O kargaşada ortalık karışınca belli hedefler ortadan kaldırılacaktı. Benim bazı örgüt mensuplarıyla ahbaplığım vardı. Mesela MLKP'ye sızmıştım. Ama oradakileri biraz sevdiğim için TDKP içine girmeyi tercih ettim. 1 Mayıs sabahı 'Niyazi' adlı bir arkadaşla beraber örgütün verdiği kıyafetlerle maskeli olarak TDKP saflarında yer aldık ve sloganlar atarak yürümeye başladık."
Devlet görevlisi Murat Demir, devlet aleyhine sloganlar atarak Kadıköy Meydanı'na doğru yürürken, arkadaşı Murat İpek de aynı sabah "karşı tarafta" hazırlıklara girişiyordu.
Yapılan plana göre, aslında iki eski PKK itirafçısı ve çetenin iki adamı olan Murat'ların biri örgütlerin içine sızıp ortalığı karıştıracak, diğeri ise kargaşadan yararlanıp önceden belirlenen hedefleri "halledecekti."
"1 Mayıs günü daha önceden içine sızdığım TDKP'lilerin arasında sloganlar atarak yürüyordum. 'Niyazi' adlı bir arkadaş da benimleydi. Böyle toplumsal olaylarda ilk sloganı attıktan sonra gerisi kolaydır. Saat 10.00 civarında sağa sola saldırma gibi hareketlere giriştik."
İşte 1 Mayıs'ın kurbanı iki genç, o aşamada, miting daha başlamadan öldürüldüler.
Biri 18 yaşındaki Hasan Albayrak'tı. Diğeri ise 20 yaşındaki Dursun Adabaş. İlki göğsünden vurulup öldürüldü, ikincisi başından... "Sivil görevliler"in tam hedefi vuran kurşunlarıyla...
"Telsizden emir geliyordu; kayda geçmeyen bir cihaz aracılığıyla... Hedefler belirlenmişti zaten... İlk ateş, otobüs durağının oradan ve camiinin köşesinden açıldı, bankaya karşı. Bi zim işimiz sadece hedefleri vurmaktı. Sonuç baştan belliydi yani..."
Ve "hedefler" birer birer devrildiler. Daha sonra 29 yaşındaki Levent Yalçın da başından kurşunlanarak ölecekti.
"5-6 itirafçı getirilmişti oraya...Mesela Murat İpek oradaydı. Ke nan Esatoğlu diye bir arkadaşımız vardı, o da oradaydı; HADEP içine sızmıştı tahmin ediyorum. Şahittin Güvercin oradaydı. O da DHKP içindeydi. Ama ilk vurulan, bizim saflarımızdaydı."
"Camlara ilk ben saldırdım. Niyazi arkamdan geldi. Sopalarla o cama vur, bu cama vur derken, oradaki insanlar da bize bakarak galeyana geldiler ve onlar da dükkanlara saldırmaya başladılar. Bunun üzerine polis müdahale etti. Hatta bizi de dövmeye başladılar. Gidip polislere 'Bizi devlet gönderdi' desek, oradakiler bizi linç edeceklerdi. Mecburen sustuk ve bolca dayak yedikten sonra vapurla karşıya geçtik. Niyazi'nin Ç.köy'deki büfesine gittik. Sonra ben gidip yazılı raporumu verdim. Dayak yediğim için 50 milyon tedavi parası verdiler".
Murat İpek anlatıyor:
"Sabah 7 civarında Terörle Mücadele'nin kırmızı Toros zırhlı aracına binerek Altıyol'a geldik. Oralarda Diyarbakırlılar'ın bir yerinde kahvaltı ettik. Olaylar kızışana kadar orada bekledik. Bize söylenen fazla 'zıplama' olacağıydı. Yani bazı insanlar öne çıkarılacaklar, onlar kameralarla anında tesbit edilip bilgisayardan kimlikleri saptanacak ve ona göre müdahale edilecekti. Aslında aralarında bizden arkadaşlar olduğunu biliyorduk, ama hangisinin hangi gruba yerleştirildiğini bilmiyorduk. O yüzden dikkatli olmamız gerekiyordu."
Yani rasgele ateş açılmayacak, belli hedefler vurulacaktı. Zaten ellerinde "dereceli" dedikleri 14'lü Browning ve M-16 atan Fransız yapımı silahlar vardı. Bazısı, hedefi delip arkadakini de vurabilen silahlardı. O yüzden risk büyüktü.
1 Mayıs 1996'da tıpkı 1 Mayıs 1977 gibi, solun tam toparlanmaya başladığı ve sendikalarla elele verip kararlılıkla sokaklara çıktığı bir döneme rastlamıştı. Bir küçük provokasyon, bütün umutları yok etmeye yetti. Yine insanların içine 1 Mayıs korkusu işlendi.
Sonuç: Devlet Provoke Etmezse 1 Mayıs Bayram Olur
Can Dündar: "1 Mayıs da çete işi mi?", "Haydi, temizleyin şu işi!"
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun




Yorumlar
Cihangir 2009: Kim Bu Adamlar
May 3, 2009 tarafından Ziyaretçi, 44 hafta 2 gün ago
Comment: 18
Cihangir Meydanı’ndan Akarsu Caddesi’ne doğru geliyorlar, 15/20 kişi kadarlar...
Ortalık savaş alanı gibi meydandaki bankanın camları kırılmış, camların henüz ortalık sakinken 3 genç tarafından kırıldığı söyleniyor. Ara sokaklardan 1 Mayıs alanına çıkmak isteyen guruplara polis tarafından durmadan gaz atılıyor.
Onlar Cihangir Meydanı’ndan yukarı doğru hızla geliyorlar, Taksim’e çıkabilmek için polisle çatışan gençler görünümündeler. Önümüzden geçerlerken kulağımıza bir telsiz sesi geliyor, yanıldık mı derken...
Gruptan iki kişi yere eğilip tas alıyor ve çoraplarına dolduruyor. Tam da eğildiği sırada ceketi açılıyor, beline bağlı kelepçeler ortaya çıkıyor!! Yazık ki o anda çekemiyoruz...
Basın aşağıda, polislerin gaz attığı grupları çekmekle meşgul bizden başka fark eden olmuyor ve insanlar onları taksime çıkmaya çalışan gençler sanıyor. Onlarsa iş başındalar!!!
İlk kez teorik olarak bildiklerimizi pratikte gözlemleme durumundayız...
Gözlerimizle görmek geçmişte yaşanmış pek çok olayın yeniden gözlerimizin önünden geçmesine neden oluyor...
Cihangir'de Yaşayan Bir Anne
OKMEYDANI 2008
Nisan 30, 2009 tarafından Ziyaretçi, 44 hafta 5 gün ago
Comment: 16
1 MAYIS 2008 OKMEYDANINDA GÖSTERİ YAPIYORDUK POLİSİN PROVAKASYONU İLE ORTALIK KARIŞTI
3 SAAT ÇATIŞMA SÜRDÜ
İŞİN İLGİNÇ TARAFA ATTIĞIMIZ TAŞLARI POLİS YERDEN ALIP HALKIN ARABASINA ATMASI VE CAMLARI KAPORTALARI DELİK DEĞİŞ ETMESİDİR.
ŞİMDİ SORARIM ASIL TERÖRİST KİMDİR